14 Eylül 2007 Cuma

"Bir tebessüm kadar güzel, Nefesim kadar değerlisin..." Karanlıkların içinden yüreğine sesleniyorum yine..Bir avuçlarımda yıldızlar, bir yanımda münzevi çığlıklar. Hasretin yanıyor kirpiklerimde.Sensizlikte yüreğim, bir yanı tutturulmuş aşk mektupları gibi kırgın, acıya diz çökmüş yıllar gibi hayata kırgın..Oysa bir tutsan ellerimi, bir öpsen yüregimi, tüm düşlerimi baharlara kanatlanacak..Boşver aldırma bana, herşeye inat seni " sensizlikte bile seviyorum " Biliyorum gözyaşlarımla sönecek yoklugunun alazları..Gözyaşlarını bulutlarla serme kirpiklerime, bırak hasretinle kavrulsun sensizligin tüm hücrelerini...Gece bitip perdelerin arasında gözlerine doğan gün ışığı gibi düşmek istiyorum yüreğine...Senin sırtın biliyorum sert duvarları..Sıvası dökülmüş duvarlara yaslanıyorum sana yaslanır gibi. Ve titrak yüreğimle kurduğum tüm cümleler duvardan dönüyor .Ve karsımda senin icin topraga verdiğim cicegim...Gecenin karanlıgına inat seninle konusur gibi cicekle konusuyorum..Biliyorum sessiz ve derinden dinliyor beni...Senin gibi suskun ama gülümsedigini hissediyorum...Bazen babamdan kalan sigara paketlerine uzaniyor ellerim...Oysa ben sigara icmiyorum ki !....Anlıyorum ki; sensizligi tütün sarar gibi cigerlerimde yakmak istiyor yüregim. Zulasında sakladığım ölümü soluyorum yoklugunun sindigi ayazlarda...Bir olsaydın yanımda, yıldızlarla Ay senin saçlarına dolardı...Susardım, senin gülüşlerin yüzümün cografyasına düştügünde.. Gecenin avuçlarında güller yolluyorum vakitli vakitsiz sana..Bazen ağlaşıyoruz İkindi yağmurlarıyla...Ben onlara senin gülüşlerini anlatıyorum, onlar ise bu imkansız sevdaya ağlıyorlar..Gözyaşlarımızı toplayıp kurak iklimlerde koşuyor gözbebeklerimiz...Bir kalem olsam, yetim çocukların yürekleriyle resmedilmiş utangaç yanaklarını bırakıyorum cemrelerin kirpiklerine...Bazen de gülüşlerini seriyorum kelebeklerin gözbebeklerine..Ve sen yaşarken uzaklarda, ben seni yaşıyorum suskunlugumda...Tek istediğim ; Ilık meltem olup bahar kokan saçlarına düşmek, yüreginde yanmış bir soluk olup dudaklarından toprağa süzülmek... Gülümsediğinde, sulardan nice kuğular kanatlanır başka iklimlere..Soluk aldıgında nice ceylanlar ovalarıma iner..Gülistan yüreginde yaşarken, her kelimen bir ezgi olur dudaklarımda..Su diye düşlerini icerim sebillerden..Utanırım bazen, gözlerindeki nemli kirpikleri kurutamadigim icin...Üzülürüm inceden inceye, kapılarına bir gül tomurcugunda düsemedigim icin...Gelemesem de gözlerine, bir cemre olup ıslatamasam da ellerini; ben seninle yaşıyorum...Her soluk aldıgımda adına bir cicek ekiyorum gönül toprağıma... Gül yüreklim, her nefesinle ben hayata tutunurum.Her gülüşünde ise acılarımı sararım rüzgarınların avuçlarında..Yüreğime iyi bak ne olur..Aldığın her nefeste yeniden sana doğuyorum...

İnanmazdım böyle olacağına,her şey güzel başlamıştı oysa.Şimdi ise güneş battı,sanki bir daha doğmayacak gibi.Her yer soğuk ve aşkta öyle ne yazık ki.Uğruna her şeyi verebileceğim o yüce duygu yok olmuş gibi.Şunu bil aşk;ben de bırakıyorum seni hiç gönlüm olmasa da.Ne kadar uğraştıysam olmadı,yaranamadım sana bir türlü. Gidiyorum;elimde kırık birk kalp ve bir kalp dolusu kırık hayaller.Gözlerim yaşarıyor,duygulanıyorum giderken;oysa neler hayal etmiştim.Olmadı,kısmet değilmiş diyelim.Aşk,hayattı benim için.Nefes alıp vermekti çekinmeden.İnsan hayattan vazgeçer mi?Vazgeçmez bence.Ben de vazgeçmiyorum;ama,bir süreliğine yokum o duygunun içinde. Uzaklaşıyorum,arkama baktığımdıysa orda durduğunu görüyorum.Bekleme beni aşk.Gidiyorum işte,Mecnun misali;ama Leylasız.Karanlığa yürüyorum,kabuğuma çekiliyorum,insanların duygularımı sömüremeyeceği bir yere.Kendimi onardıktan sonra geleceğim yine sana.Hem de eskisinden daha güçlü. Her bitiş,yeni bir başlangıç demekmiş.Neye başladığını bilmesen de bazen.Şimdiyse arkama baktığımda görünmüyorsun.Olsun,gözlerim yaşlansa da alışırım buna.Seni unutacağım sanma.Geleceğim yine,seni yüreğimde hissettiğimde.O zamana kadar elveda aşk ve elveda aşkım.

Seni seviyorum. Kızma bana n'olur. Yada kızarsan kız ama öyle. Evet seviyorum seni. Hemde hiç korkmadan, çıkarsız, hesapsız, karşılık beklemeden her zamanki Gibi en derinden gelen bir seslenişle söylüyorum... Seni seviyorum. Canımı iste hiç düşünmeden vereyim avuçlarına. Gel kopar kolumu, bacağımı Sesim bile çıkmaz inan... Ama... Gerçekler bırakmıyor dimi yakamızı. Ne kadar silkinirsek silkinelim Düşmüyorlar üzerimizden ölümün soğuk nefesi gibi. Kalanlar ise hep kendimize Doğru bildiklerimiz oluyor... Biz bu aşkı bireysel yaşamaktan ileriye götüremedik ne yazık ki... Ben benim Dedim her şeyde, sen sadece seni söyledin. Ardımıza bile bakmadık Kırdığımızda kendi içimizdeki çocuğu bile. Hayallerimiz ne kadar can bulup Uzadıysa, aşkımızın ömrü bir o kadar kısaldı sanki. birbirimizi Anlamadığımızdan yakınıp sitem ederdik ya ben en çok ne birlikte olabilmeyi Başaramayışımızı ne de ayrı kalabilmeyi beceremeyişimizi anlamıyorum. İşte En çokta bu gerçek acıtıyor içimi... Hiç dikkatini çekti mi? Düşündün mü? Bilmiyorum. Bu güne kadar sana her Yazdığım yazıda, her mesajda yada mektupta, sözlerin bittiği her satırın Sonunda neden üç nokta (...) Vardı? Hiç sordun mu bunu kendine? Belki Dikkatini çekmedi belkide bu satırları okuduktan sonra düşüneceksin Kimbilir. Ama yorulma bu sefer yormayayım seni, ben söyleyeyim: '' Aşkımız büyüdükçe, içimdeki çocuk seninle ömür kazandıkça, sesini her Duyduğumda hergün biraz daha fazla çarpmaya yemin eden kalbim beni Yaşattıkça, her an ,her saniye yaşama ve ölüme inat hayallerin sonsuzluğunu Seninle tattıkça, gözyaşlarımın her damlası sana iç çekiş olmaya devam Ettikçe ayrılık bize hiç yakışmasın diye''ydi. Adeta sensizlik kapıyı hiç Çalmasın diye her satırda tekrarladığım bir yemindi bu... Ama başarılı olamadım... Başaramadık... İçimizdeki sevgi büyüdükçe aşkımızın Ömrü kısaldı, hayallerimiz sonsuzlaştıkça sevdamızın mezarına bir kürek daha Battı... Yine ve yeniden... Tekrar tekrar canı yandı... Ama biz. Görmezden geldik. Ya görmezden gelmeseydik. Başarabilir miydik o Zaman. Hayallerimizi yaşatabilir miydik? Son nefesini verirken Sevdamız onu yaşama döndürebilir miydik? Bilmiyorum. Severken ayrılmak böyle olsa gerek. Diri diri mezara girmek, yaşarken ölmek Demek bu olsa gerek... Birinin canına kıymak, bile bile ölümüne razı gelmek Bu olsa gerek... Ben sevdama veda edemedim. Yüzüm yoktu ardından ağlayıp Feryat figan af dilemeye. Kendi ellerimle mezarını kazmışken, yok oluşunu İzlemişken bu lanet gözlerimle nasıl ona veda edebilirdim ki... Vedasız ayrılığıma son bir veda... Seni sensiz yaşamak en kötü kaderse bende bu kaderime inat seni yaşatmaya Yemin ettim canımın içi.


Sevdiğin insanın bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı olan şey; artık seninle mutlu olmadığını görmektir. Bir zamanlar sana ait olan her şeyin yitimidir kalbinizin acı çekmesine sebep olan… Sıcacık gülüş yok olur; sımsıkı kavrayan el yerini zoraki bir tutuşa bırakır… Her iki göz de birbirine kilitlenmez artık... Yaşanılan her şey, yerini iğreti bir yapmacıklığa devreder daha önceden asla var olmayan…Bazen tek taraflı, bazense her iki tarafın da isteğiyle hiç bitmeyecek sandığımız sevdalar doğru yada yanlış, zamanlı yada zamansız; ama bir sebepten son bulur… Birini sevdiğinde her istediğini verecek kadar cömert olmaya inanıyorum ben. Hiçbir çıkar göz etmeden verilen değerdir insana asıl değeri katan… Karşılığını beklemeden sevebilmektir; o seni sevdiği için değil… Onun mutluluğu için kendi mutluluğunu hiçe sayabilmektir. Zira bencilliğin bittiği yerde hayat bulur sevgi… Duygular her zaman sözsel dile getirilemiyor. Bir bakış, bir dokunuş, küçük bir incelik ayrıntılarda saklı kalan… Bir şeklide ruhunu okşayabilmek karşındakinin… Daha önce varlığından bile haberdar olmadığın duygularını ortaya çıkartabilmek… Başka bir sen olabilmek; mutluluklarının yanında korkularını da yaşayabildiğin bir denizde kendini güvende hissedebilmek… Kelimelerin kifayetsiz kaldığı yoğunlukta yaşarken sevdanı, o sevdanın sende bıraktığı tadı kağıda dökmeyi becerebilmek ise oldukça zordur. Bir türlü doğru kelimeler seçilemez; seçilenler de yeterli gelmez… Sizin benliğinizi yükleyebildiğiniz bir şiir ise tüm duygularınızı; acılarınızı, öfkenizi, tutkunuzu, özleminizi, çığlıklarınızı, coşkunuzu… en konsantre sunabilen anlatım metodu olarak o anda imdadınıza yetişiverir. <******> Şiir okumak benim kalemim değil. Edebi bir eserden aldım hazzı nedense alamadım bir türlü şiirden. Ama yine de öyle şiirler var ki… hele bir de size aktaran kişinin seslendirmedeki tonlaması içinize işleyebilecek nitelikteyse… Müşfik Kenter, Rutkay Aziz ve de Kenan Işık'ın ağzından dinlediği bir şiire kim kayıtsız kalabilir ki? Yada Oktay Kaynarca… Komik adam diye bildiğimiz Yılmaz Erdoğan… Şiir sadece şairin dizelerinde değil; okuyanın dudaklarında ve ruhunun yaşattırdıklarında da renk buluyor kanımca… Ne gariptir ki şairin anlatmak istediği ana temadan da öte; her okuyanda uyandırdığı duygu, bıraktığı düşünce birbirinden farklı oluyor. Bu da yaşanmışlık ve de hazır olunuşlulukla ilintili olarak değişiyor herhalde… Veda eden de edilen de olsanız, artık hayatınızda olmayan birini seven herkesedir bu şiir; Sen hiç duydun mu başka bir yüreği kendi göğsünde atar gibi… Üzüldün mü, yanaklarından süzüldü mü hiç bir başkasının göz yaşları… Yabancı hıçkırıklar gelip düğümlendi mi göğsünde… Düşündün mü geceleri… Senin olmayan rüyalar gördün mü… Senin olmayan birini sevdin mi… Gökyüzüne baktın mı, yıldızlar düştü mü, güneş doğdu mu her gecenin sonunda… Uyandın mı başka birinin sabahına… Hiç sevdin mi sen, Duydun mu başka bir yüreği kendi göğsünde atar gibi … Gülümseyişini hissettin mi belli belirsiz kendi dudaklarındaymışçasına yakın, sıcak… Hiç sevdin mi senin olmayan birini? Senin olmayan bir şehirde, bir gecede, bir bedende yaşadın mı hiç… Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini…? Sevmenin sadece almaktan ibaret olmadığını kavrayabileceğiniz olgunlukta bir hayat dilerim. Ne demiş şair "Ayrılıklar da sevdaya dair"…


Gitmişti...Belkide en zor anlarından birini yaşadığını düşünüyordu kadın...Ama bu ilk değildi.Onlar iki uzak şehirde yaşayan iki ayrı kahramandı.Onunla hep bir bütün olmayı amaçlayan kadın ve hayalleri olan bir erkek.Kaçamak bir hayat yaşıyorlardı.Umutsuzluk ve umud etme arasında gidip gelen iki genç.Özleyecekti,ama herşeye rağmen bekleyecekti sevdiği adamı.Belkide hiç geri dönmeyecekti.Ama o bekleyeceğine söz vermişti.Aşk...Bu ismi vermişti genç kız ona.Onsuz nefes almak bile güç geliyor derdi yakınlarına.Ama mahkumdular yaşamak için bu zorluğa.Çünkü hayat çok acımasızdı.Son kez sarılırken belkide bu son die düşünüp daha sıkı sarıldı kız.Korkuyordu onu tekrar görememekten.İsteyeceği son şeydi onun için ayrılık.Çok alışmıştı ona.Ama her güzel şeyin bir sonu vardı.Onun tek bir lafına bakıyordu kız.Benimle gel dese herşeyinden vaz geçerdi onun için.Ama biliyordu.Hayat bukadar basit değildi.Şimdi herşey dahada zorlaşmıştı onlar için.Evlilik henüz başlayamayacakları bir birliktelikti.Hırslıydı genç erkek.Babası yoktu onun için.O sorumlulukları olan ve intikam ateşiyle yanan acı çeken ama bunu çevresine belli etmemeye çalışan biriydi.Ya genç kız.Tek varlığı oydu.Seviyordu deli gibi ve ondan vazgeçmek düşüncesi çılgına döndürüyordu onu.Nefes almak bile oydu onun için.Daha sıkı sarıldı kız. AŞK DEMİŞTİ ONUN ADINA...VE HEP ÖYLE KALSIN İSTİYORDU...