5 Ekim 2007 Cuma

????


Bu geceyi yine sensizliğe mahkum yaşadım,Yanımda olmayışın demir parmaklarım oldu,Hayalin gÜneş oldu gecemin karanlıklarına,Yıldız ışıltısı anıların deldi karanlık gecemi,Karanlıkları yırtan, o bÜyÜlÜ sesini aradım,Kulaklarım yine açlığını doyurmadı o sesine.Sensiz sabahın bir tÜrlÜ gelmeyişinin tanığı,Bu gece de yalınız ben ve anılarımız olduk.Sen gidince sanki zamanda gitmişti seninle,Gelince sen,o da gelecekmiş gibi donmuştu.Sensizliğin dayanılmaz acısıydı tek yaşanan,Kalbimde volkan ateşleri gibi sana özlemim.Ufuklarda senin doğuşunu bekledi gözlerim,Aylarca yıllarca hep kalbimde gelmen Ümidi,Bıkmam, usanmam döneceğin o anı beklerim

.....------.....


Öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında... En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; İç çekişmelerinizin nedeni, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Göz yaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak... Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; "Ölmek var, dönmek yok"tur. Gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını... Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya... Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz: "Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..." Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız. Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden böyle miydi ya..." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı; Açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından... Böyle süremeyeceğini bilirsiniz.Değişsin istersiniz.O, sevgisizliğinize yorar bunu... İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür. "Ya sev böyle ya da terket" diye gürler... Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ısıtan o rüya bir kabusa dönüşür birden... Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size...Hoyrattır, bakmaz yüzünüze...Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder. Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden... "İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız yaşamayacağınız bilirsiniz, ama böyle de sevemezsiniz İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz... "Madem öyle..." nin çağı başlar ondan sonra... Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, Madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmiştir". Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz. Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece.... Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre... Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni... Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. Delikanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla "Bana ne.kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre Ama sonra ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh şarap içmeyi...Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye... Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden... Dönemezsiniz... Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız. Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz... Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu... Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz. Sürünür gidersiniz...

sen olmasan da yanımda


Uçan kuşların kanadındadır diye seyrederken gökyüzünü,Dalıp gitmişim özlediğim hayaline tutamamışım, uzanmışımda,Gezdiğimiz yerlerdedir gönül izlerin diye, dolaşırken parkları,Düşüp kalmışım, hala aşkının sarhoşuyken duramadım ayakta.Sanki uyurken ellerin yine yüzümde,yine yanımda bir sevda,Bil ki uyurken yine sevdana dualarım, yine mutluluğuna,Her şey aşkına,iyi ol diye, benimle ya da bensiz hayatında,Resimlerine bir buse kondurdum, yine her gece uyuyamadığımda.Sende hayat gibi vefasız olmayasın,hasret kalmayasın dünyada,Unutsan da beni ateşin yüreğimde, düşünme ölmem yaktığında,O mum ışığının ardındaki güzel gözlüsün, hala hatırımda,Hala benim için saklanan en değerli varlıktır güneşin,sen olmasan da yanımda

BİLE BİLE


Sadece seni seviyorum kelimesimi bizleri hayata bağlayan?

Yada sevginin erişilmezliğimi?

Belki bir gülüş,belki bir dokunuş,

Bazen kücücük bir tebessüm,bazen dokunmak,bazen hissetmek....

Yanında bulamamak aradığında , özlemek.

Özlediğin için ağlamak,hıçkıra hıçkıra belki de....

Ona duyuramak sesini.....

Bitmak bilmeyen gecelerde onu dinlemek,

Karanlığın ürperttiği saatlerde sarılmayı istemek.....

Karar verdiği anda gitmeye,seni terketmeye,

Gitme diyememek,ayaklarına kapanamamak.....

Kimbilir belki de umut bağlamak ölesiye,GELMEYECEĞİNİ BİLE BİLE...............................

3 Ekim 2007 Çarşamba

korkmuyorum seni sevmekten


Kaçmaya çalıştığın gerçek,Birgün karşına çıkacak.Ve işte o günKaçacak yerin olmayacak.Ben senin varlığını seviyorum,Yokluğunu seviyorumSana ulaşamadığım dakikalarda.Seni duymayıSeni özlemeyiHiç görmesem bile seninle olmayı seviyorum.Hiç korkmuyorum seni sevmekten.Senin gülüşünü seviyorum.Her bana bakışındaGözlerinede okuduğum o duyguyuGözlerindeki gözlerimi seviyorum.Gönlünü seviyorumÖzünü seviyorum seninDudaklarındaki sözlerimi seviyorumYine de korkmuyorum seni sevmekten.Ben sendeki o sıcaklığıSana olan uzaklığı seviyorum.Yanaklarından akan göz yaşlarınıEn çok, dağınık olduğunda saçlarınıBeni arayan ellerini seviyorum.Yalnızlığımı seviyorum sebebi sensenAyrılığını seviyorum,En çok yalnız kaldığımdaBeni bulan gönlünü seviyorum.Ben en çok senin bana olanSevgini seviyorum.İçimden haykırmak geliyor.Dünyaya sığdıramadığım seniKalbime sığdırmak geliyor.Ağlamak geliyor seni görmezsemÖzlemek geçiyor içimden seniSevmek geçiyor.İçimden sana doğru gidenBin bir türlü yol geçiyor.İçimden sen mutlu olacaksanÖlmek bile geçiyor gülüm.Yine de korkmuyorum seni sevmekten.Ben yalnızca seni seviyorum,Ne o muhteşem güzelliğinNe kalbimdeki özelliğinNe de sevdiğim için değil,Seni yalnızca sen olduğun için,Ruhun içinKalbin içinAklın ve sevgin için seviyorum seni.Ben seni en çok kendim için seviyorumBelki de ilk defa bencil oluşumuSana borçlu olduğum için.Seni her şey için seviyorum.Ve sahip olmadığımHiçbir şey için.Yine de korkmuyorum seni sevmekten.Her dakika seninle olmayı seviyorum.Gözlerimi her açtığımdaAklıma gelişini seviyorum.Her gece uyumadan önceSeni sevdiğim aklıma gelinceSensiz uyumayı bile seviyorumUyumadan önce seni düşününce.Ben seni en çokUmutsuzluğumda beni bulduğun için seviyorum.Yine de korkmuyorum seni sevmekten.Ben seni bu şehirde olduğun için değilBenimle aynı toprağa ayak bastığın içinBenimle aynı gökyüzünü paylaştığın için seviyorum.Geceleri benim yüzüme vuran ay ışığıSenin de gözlerine vurduğu için seviyorum.Benim kemiklerimi ısıtan yaz güneşiSana da sıcaklık veriyor diye seviyorum seni.Beş bin yaşındaki bu dünyadaBenimle aynı zamanı paylaştığın için seviyorum.Ben seni benimle yaşadığın içinBenden hiç gitmediğin için seviyorumBeni hiç terketmediğin için.Ellerini seviyorum tanrıya açıldığındaKalbini seviyorum kapıları açıldığındaVe gözlerini seviyorumHer karşımda kapanıp açıldığında.Bana baktığındaİçimde yakaladığın coşkumu seviyorum,Her bana baktığındaSeni sevdiğimi hatırlamayı seviyorum.Yine de korkmuyorum seni sevmekten.Her kibrit çaktığımdaAlevin içinde seni görmeyi seviyorum.Her sigara yaktığımdaDumanın şeklinde seni görmeyi seviyorum.Her bana baktığındaO kadar çok seviyorum ki seni sevmeyiYalnızca sen olduğun için hayatımdaKendimi bile seviyorumSen olunca aklımda.Kalbimi seviyorum seni seviyor diyeGözlerimi seviyorum seni görüyor diye.Ruhumu seviyorum, seni ruhunaBu kadar yakın diye.Varlığımı seviyorum,Sırf sana borçlu olduğum içinMutluğumu seviyorum.Gülümsememi seviyorum seni düşününceAyakta kalışımı seviyorum sebebi sen oluncaYine de korkmuyorum seni sevmekten.Ben sana olan sevgimi yazanKalemimi seviyorum.Senin adını yazdığım kağıdı seviyorum.Sana olan sevgime benzettiğimHer sevgiyi seviyorum.Bana seni hatırlatan herşeyiSana giden yolları seviyorum.O kadar çok seviyorum ki seniSeni kaybetmek korkusunu bile,İçinde yalnızca, sen olduğun içinSana karşı duyduğum bir duygu olduğu içinKorkumun sebebinde sen olduğun için seviyorum.Yine de korkmuyorum seni sevmekten.Yine de korkmuyorum seni sevmekten.Seni seviyorum

nefes almak çok güzeldi…


Yüreğimde bilinmeyen, benim bile hala yerini tam olarak kestiremediğim bir yerlerde kanıyorsun hala ve ben çoğu zaman bilerek ya da bilmeyerek kaşıyorum bu kabuk tutmaya yüz tutmuş yaramı.. yani seni… Evet, unutamadım seni, kanayan bir yarasın hala yüreğimde… Unutamadım bir türlü gözlerini; güzelliği, baktığımda yüreğinin derinlerini gördüğüm gözlerini… Unutamadım hala gülüşünü.. sıcacık, içten, yüreğime huzur veren gülüşünü… Ne zaman biri bana baksa seni görüyorum, ne zaman biri gülse seni hatırlıyorum… Nereye gidersem gideyim kimi görürsem göreyim biraz sana benziyor… Rüyamdasın, düşlerimdesin, hayallerimdesin kısacası yüreğimdesin… Öylesine bendesin ki, yaşamım seni görmeden önce hiç yokmuş gibi… Sanki seninle nefes almaya başlamışım ben ve biliyor musun nefes almak çok güzeldi…

kalbim yok


Gittiğin gùn başlamıştı aslında herşey.. Bana geldiğinde değil...Korkularım, mutsuzluklarım, sensizliğim.. Gözlerini özledim en çok.. Ìçimi yakan gözlerini.. Şimdi söndùm. Kùllerimle ısınıyorum. Yada sevdan ısıtıyor gönlùmù.. gel... yada gelme....Ne farkeder? Ne farkeder bundan sonra gelmişsin, gelmemişsin? Çiçekler solmuşken, Hayat durmuşken, Aynalar bile artık yalan söylerken ve ben ölmeye yùz tutmuşken, Söylesene ne farkeder gelmişsin, gelmemişsin... Sana göre belki bi 'hiç'im.. Unutmadım ben.. ve sende unutma; bende ki yangın olmasa sende bir 'hiç'sin.. Yeter artık..! Her gece duymak istemiyorum sesini kulaklarımda.. ve ùstúne boğulmak istemiyorum gözyaşlarımda...kavuşmalar neden bu kadar zor ve acı? ve ayrılmalar...?Sevenlerin kavuşmasına belki tùm dùnya şahit olur ama ayrılığa bi gökyúzú bide yer şahittir. Gökyùzù döker içini yeryùzùne, yeryùzùde sallar dúnyayı seviyorum seni dercesine. Sanki ikisi birden deliler gibi bağırır çağırır; "nolursunuz ayrılmayın" diye. son bi veda...Son bi veda istemiştim senden. Son bi sarılma, hasretten önce sıcaklık... Hemde hiçbişeyin eskisi gibi olmayacağını bile bile... Yüreğinin eskisi gibi beni sevmeyeceğini, gözlerinin eskisi gibi bana bakmayacağını, ellerinin eskisi gibi beni ısıtmayacağını bile bile... İŞte bunları bile bile son bir veda istemiştim senden..gel... yada gelme... ne farkeder bundan sonra? beş sene sonra karşıma çıkmanın ne anlamı var? ve böyle bi acıyla yaşamanın ne gibi katkısı var bana?tecrübe... doğru diyosun aslında. evet tecrübe.. bida bi insan bana seni seviyorum, hiç ayrılmicaz, ömür boyu senle olmak istiyorum derse inanmamam lazım dimi?. doğru anlamışmıyım? haklısın ve teşekkür ederim, güzel tecrübelerdi yaşadıklarım...hatırladınmı? Hani artık senin gidişini değilde umutlarımın gidişini saymaya başlamıştım.. Bugün üçüncü ay bitti...Unuttum... yada unutmadım. kimin umrunda?sevdin.. yada sevmedin.. işte bu gerçekten benim umrumda..artık kalbim yok... istediğin gibi yaptım işte.. seni anlatırken birilerine yada seni gördüğümde rüyalarımda atmıyor kalbim... istediğin gibi yaptım... artık kalbim yok...

Ve sen yine bilmiyordun


Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte. Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler... Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum. Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara, vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun. Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller. Ben seni seviyordum, bilmiyordun. Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun. Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları... Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların bana inat, başın her şeye meydan okuyarak. İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi. Değiştik sanıyordum. Ve sen yine bilmiyordun.



iclal aydın

Vakit doldu artık


Şimdi ayrılık zamanı...Vakit doldu artık.. Hiç kimseye görünmeden senin senden haberin olmadan, Benim yoklugumun farkına varmadan, Burdan yok olup mazi olmanın zamanı simdi. Hosçakal bitanem sana. Senli günlere iyi bak Çünkü birdaha ben olmayacagım. Simdi vakit ayrılık vakti.. Gözümde yaslar olmadan kalbim sızıya bürünmeden, Beni sen bir daha görmeden gitmenin vakti geldi. Hosçakal Bitanem.. Benli günlere iyi bak çünkü bidaha olmayacak. Dedimya Bitanem bidaha olmamak zamanı Simdi. Gün bitmek üzere yeni gün dogdugunda, Ben eski günde kalacagım.. Hosçakal Bitanem.. İnan seni, Senli günleri ve senin oldugun herseyi çok ama çok özleyecegim Bunu söylemek çok zor ama, Naparsın hersey bir Vakit söylenmeli, Bu vakit şimdi geldi, Sana çok iyi bak Eğer beni azda olsa sevdiysen, Bilki seni üzen herşey, Beni senden çok daha fazla üzer. Bunun içindir ki kendine iyi bak.. Sakın ama sakın beni unutma.. Çünkü ben seni her daim hatırlayacağım

Ben Böylesini Seviyorum Aşkın


Biliyorum… Yüzlerce kez böyle başladım anlatmaya… “Geceydi… Ve yağmur yağıyordu…” Çünkü ben hep aşıktım… Bilesin diye… Bıkıp usanmadan… Anlatıyorum işte… Çünkü sen, seni koruyan çatının altında ve benden habersiz… Belki geceden ve yağmurdan bile… Her şeyden habersiz… Kimbilir ne yapıyorsun? Ve ne yapıyordun? Geceydi ve yağmur yağıyordu… Ve nefes alıyordum… O damlaların yüreğime her değdiğinde çıkardığı ses… Ateşin suyla buluşması… Serinlik… Ve nefes alıyordum… Geceydi ve yağmur yağıyordu… Ben böylesini seviyorum aşkın… Evler geçiyorum… Hatta sokaklar… Herkes bir şeyleri yaşarken ve bir şeylere aitken… Aşkı yaşıyorum… İhtimal midir kavuşmak? Sen bilesin diye anlatıyorum; ama benden habersizsin… Kendinden bile… Kaldırımlar… Sokak lambaları… Günü gelip konuştuklarında… Şahit olacaklar… “Bu adam, aşka aitti” diyecekler… “Bıkıp usanmadan aradı” diyecekler… “Yandı” diyecekler… Sen ve herkes uyurken... Ben gece ve yağmurla; sokaklarda… Kaldırımlar bilir beni… Sokak lambaları bilir… Ve sabah ezanları… Gece gitmeye hazırlanırken… Sessiz şadırvanlarda serçelerle buluşurum… Yağmur diner… Yapraklar titreşir tatlı bir rüzgarla, koyu yeşil… Çeşmelerden akan suda yıldızlar parıldar; kurşuni… Aşk bulur beni… Ben böylesini seviyorum aşkın… Senden habersiz…



murat başaran

aşk belki


Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi... Ama; kendimden bile önce tanıdığım... Her saniye yeniden doğmak gibi... Ama, asırlardır süren... Kışa dönmeyen sonbahar; derin, duygulu... Yaza dönmeyen ilkbahar; serin, coşkulu... Ilık avuçlarında, kar taneleri... Güneş sıcağı, gözleri... Ve sözleri... Ve sesi... Böyle olmalı aşkın tarifi... Ki, tarif edilememeli... 'Resmini çiz!' deseler... Bacası tüten bir ev belki... Belki gece yarısı terkedilmiş bir şiir... Veya kaldırımların kanına giren... Aşkın ayak sesleri... 'Resmini çiz!' deseler... Her köşe başı ıhlamur kokar... Yağmur kokar... 'Resmini çiz!' deseler... Şehit akıncının dudaklarındaki tebessüm... Veya... Gecenin koynuna bırakılan gözyaşları... Gizli ve mahcup... Aşk, istemektir belki... Belki bir ticaret; pazarlıksız... Bedeli kalbinizdir... Bedeli herşeydir... Sonrası bir uzun yolculuk... Sonrası; nasip! Tarifini sorsalar.... Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi... Az kalsın ölüyormuşum gibi...


murat başaran