4 Ağustos 2007 Cumartesi

KEŞKE GİTMESEYDİN YARİM YAGMUR YÜREKLİM


KEŞKE GİTMESEYDİN YARİM YAGMUR YÜREKLİM




sensizken alışırım,alışmaya çalışırım yokluğuna... Her sabah hüzüne karşı bir umut var içimde Sensizliğin hüznünü,yeni bir günün seni getirmesi umuduyla bastırıyorum Her doğan gün yeni bir umut,yeni bir arayış benim için Belki sana kavuşacağım ama birgün daha yaklaşıyorum,bugün değilse yarın... Kimbilir belki de yalnızca kendimi avutuyorum Gittiğinden beri hep yalnızlık şiirlerine takılır gözüm. Bir başıma değilim,sensizlikten yalnızım Terk edilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim. Gitmelerin,gidenlerin arkalarında bıraktığı çaresizlikleri,en koyu özlemleri.. Senin gidişinde ateş gibi çöktü yüreğime Hiçbir yağmur yetmedi senin özlemlerini gidermeye Ben her sabah beni sna götürecek yollarda yürüdüm Senin duyacağın şarkıları söyledim yalnızca Ve gelmeyişinin her akşamında aslında doğduğu hiç anlamadığım güneşle beraber bende battım birkez daha... Geceleri hep uyudum,uyudum; Gün boyu hasretini rüyalarımda biraz olsun giderebilmek için, Herşeye iyi gelen,yaraları iyileştiren zaman hiç bu kadar acımamıştı yüreğimi. Binbir umutla sarıldığım sabahlarlar artık hiç doğmaz oldu Benim günüm de gecem de karanlık şimdi Ne ay uğruyor gecelerime,ne sna benzettiğim yıldızlar parlıyor Elimde kaldı umutlarım... Sensizlik öyle kötü bir yara oldu ki artık,içimde öyle bir yara açtın ki,birgün olurda geri dönersen kendi yaptığın boşluğa sende yetmeyeceksin.. Orası hep paramparça kalacak. Büsbütün cam kırıklarıyla kaplı kalbim. Ne zman seni düşünsem,sen, hatırlatacak en ufak bir görsem o kırıklarka dolu yerim batmaya başlıyor yüreğime. Artık sabahları yalnızca hüzünle uyanıyorum Hiçbir şey beklemiyorum günden,seni bile.. Varlığınla sensizliği yaşamaktansa içimdeki boşluklarla kırklarla,boş umutlarımla

kaderde senden ayrı düşmekte varmış doğrusu bunu hiç düsünmemiştim seni tanımadan hele seni böyle deli divane sevmeden önce yalnızlık güzeldir diyordum al başını kaç bu şehirden ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara rüzgarın iyot kokularının karıştığı denizlere git git gidebildiğin yere diyordum oysaki senden kaçılmazmış bilmiyordum! yine de dayanmaya çalışıyorum işte bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen gezen bulutlara sesleniyorum ellerin diye rüzgar güzel bir koku getirmişse saçlarını okşayıp getirmiştir diye avunuyorum yaşamak seninle bir başka zamanı bir başka zamanda seni yaşamak herşeyden önce sen elbette sen mutlaka sen ister uzakta ol, ister yanıbaşımda dur sen ol yeterki bu zaman icinde ben olmasamda olur seni bir yumağa sarıyorum yıllardır bitmiyorsun çaresizliğim gün gibi aşikar su olup çesmelerde akan güzelliğin inceliğin ışık ışık yüzüme vuran sen güneş kadar sıcak tabiat kadar gerçek sen bahcelerde cicek actiran sudan havadan günesten yüce varlık sen o tek sevgi içimde sen görebildiğim o tek aydınlık bir nefeste benim için al havasızlıktan öldürme beni bulutlara yildizlara benim için bak susadım diyorsam bir yudum su işmelisin ben yorulduysam sen oturmalısın ellerim sevilmek istiyor saçlarım okşanmak dudaklarım öpülmek istiyor anlamalısın ağaçların yeşilliği kalmadı, gökyüzünün mavisi yok kim bu çaresiz adam, bu kıpkırmızı gözler kimin kaç gecedir uykusu yok gündüzü yok, gecesi yok, yok, yok anladım sensiz yaşamanın dünyada imkani yok beni bunca saracak ne vardı kanıma girecek gözbebeklerime oturacak bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek ne vardı hiç karşıma çıkmasaydın bu kör olası gözler görmeseydi seni ne vardı güzelliğini hiç bilmeseydim bir dua gibi bellemeseydim adını ne vardı bütün gece gözlerimi tavana dikerek seni düşünmeseydim..

Hiç yorum yok: